|
|
||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||
|
|
![]() |
|
||||||||||||||||
![]() |
||||||||||||||||||
|
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
||||||||
|
||||||||||||||||||
|
|
Ağın ve yöresinin tarihi çok eskilere dayanır , Ağın ve çevresinde ROMA ve BİZANS dönemine ait çok sayıda tarihi yerleşim alanları vardır. Bu günkü Ağın eski bir ROMA şehri üzerinde kurulmuştur. Bu yörenin 4000 yıllık bir geçmişi vardır. Bu topraklara gerek Romalılar, gerekse Bizanslılar askeri karakollar kurarak hakim olmuşlardır.
Bugün kazılarla ortaya çıkarılan Kalecik ve Karasu kıyısındaki kale kalıntıları bu görüşü doğrulamaktadır. Yavuz Sultan Selim'in 1514 yılında doğuya yaptığı sefer sırasında Ağın ve yöresini Osmanlı İmparatorluğu'na katar. Uzun bir süre Arapkir ve Kemaliye'ye bağlı bir bucak olarak kalan Ağın, Cumhuriyetten sonra da bir süre Keban'a bağlı bir bucak olur. 1954 yılında çıkarılan yeni bir kanunla Elazığ'ın yedinci ilçesi haline getirilir. Bazı rivayetlere göre Ağın isminin yöre toprağının beyaz olması nedeni ile verildiği ve AĞ YURT anlamına geldiği iddia edilir . Kelime Türkçe'de AKICI, CEREYAN anlamındadır.Ağın, Elazığ ilinin kuzeybatısında bulunup ile yaklaşık 80 km uzaklıktadır. Yüzölçümü 260 km2'dir. Topraklarının bir kısmı Keban Baraj gölü altında kalmış, diğer kısmı göl kenarında yeşillikler içerisinde küçük şirin bir ilçedir. 1997 nüfus tespitine göre merkez nüfusu 2103 olup köylerle birlikte toplam nüfus 3198'dir. Ağın ilçesi tarihi yapıları ve höyükleriyle ünlü bir ilçedir. Bunlardan bazıları; Kilise Yazısı Höyüğü: Kalecikler Höyüğü: Hoşirikte Bizans Kilisesi: Ağın Nekropolü: Pağnik Köyü Öreni: Kara mağara Köprüsü, "Hastek Kalesi" ve "Kaya Sığınağı" gibi yerler de turistik değer taşıyan yerlerdir. >>>>Harita'ya Dön |
|||||||||||||||||
ALACAKAYA:
İlçemizin tarihçesi yörede çıkarılan krom cevherinin tarihçesi ile başlamaktadır. Maden ilçesindeki bakır cevherinin odundan elde edilen ısıyla eritildiği dönemlerde yöre halkından biri Ergani Bakır işletmesine hayvanı ile odun taşırken hayvanın yükünü dengeleştirmek için yerden aldığı rasgele bir taşı kullanır. Ergani Bakır İşletmesine vardığında hayvanın yükünü indirirken artık işine yaramayan taşı yere atar. O sırada tesadüfen oradan geçen Maden Yüksek Mühendisi Abdullah HÜSREV Bey köylü vatandaştan bu taşı nerede bulduğunu sorar ve yerini öğrenir. Köylü ile birlikte, gelmek için yola çıkar, saisi mıntıkasına geldiklerinde, açıkta bulunan taş parçalarını görür. Topladığı taş parçalarıyla Maden'e döner.Bölgede bulunan bu krom cevherinin işletilmesi 1936 yılında başlamıştır. Bu günkü ilçe merkezinin bulunduğu yerde Şark kromları T.A.Ş. kurulmuş, 1939 yılında da müessese haline dönüştürülmüştür. Bu nedenle yörede büyük ölçüde istihdam imkanı olmuştur. Çevre, ilçe ve köylerden buraya büyük miktarda işçi akını olmuş ve zamanla Etibank tesislerinin etrafında sağlıksız bir yapılaşma ve yerleşim yeri olmuştur. 1987 yılında Guleman köyü ile birleştirilerek belediyelik olmuş Maden ilçesine bağlı kasaba belediyesi iken, 20 Mayıs 1990 gün ve 20525 sayılı resmi gazete yayımlanan 3644 sayılı kanunla Alacakaya adıyla ilçe olmuştur. Dünya krom cevheri üretiminin %60-70'i bu alanda üretilmektedir. Bu nedenle çok kıymetli bir maden olan krom, ilçe insanının hayatında ve yurdumuzda ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır.>>>>Harita'ya Dön ARICAK:İlçemizin tarihçesi konusunda kesin bilgiler olmamakla beraber, Arıcaklıların; Arapça el, yazması bir şecerede Kerbela olayından sonra buraya gelip yerleşen Mustafa Çelebinin çocukları oldukları söylenmektedir. Mustafa ÇELEBİ'nin Mirvandaki nüfusunun artması ve komşu aşiretlerle olan iyi ilişkileri Simserkislileri (Bugünkü Gümüşkaya mahallesi) telaşa düşürür. Arası açılan iki kabile zamanla çatışmaya başlar. Bu çatışmalar neticesinde Mustafa ÇELEBi o zamanlar Palu'da bulunan Osmanlıların uç beyi Kara Cimşit Bey kabilesinin himayesine girer. Ancak bu tarihe kadar Mirvan diye anılmaktadır. Mirvan (Miyanrüyan) iki nehir arası Osmanlıca (Mayrı) su yolu, Arapça (Meravin) su kanalı veya yöreye ilk gelen kadına atfen (Berivan) olarak verildiği ve zamanla Mirvan'a dönüştüğü ileri sürülmektedir. Osmanlıların egemenliğine girince Karabegan (Karabegler) olarak anılmaya başlanmıştır. 1960 yılından sonra da ARICAK olarak değiştirilmiş ve halen aynı isimle bilinmektedir. 1972 yılında merkez Ancak köyü olmak üzere Saman ve Gümüşkaya köyleri ile birleştirilerek belediye teşkilatı kurulmuştur. 3392 sayılı kanunla da 19.06.1987 tarihinde ilçe olmuştur. İlçe Doğu Anadolu Bölgesi'nin güneyinde Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin geçiş bölgesinde yer almaktadır. ilçenin 257 km2 olan yüzölçümünün %4'ü çayır ve mera, %56'sı bozuk baltalık orman, %9.5'i ekilebilir alan, % 30'u da dağlık alandır ki daha ziyade taş ve kullanılmaz toprak parçasıdır. AĞLAYAN GELİN (KRAL TAÇI):Ters Lale bölgeye has bir kar çiçeği olup, eriyen karın altından çıkan ve kısa ömürlü olan bir çiçektir. Soğanlı çok yıllık bir bitki olan Ters Lale doğal olarak Anadolu, İran, Afganistan ve Himaleya’larda yetişir.
Soğanları kozmetik sanayinin yanısıra ilaç sanayinde de kullanılan Ters Lale; aynı zamanda “Ağlayan Çiçek (Lale)” ismiyle de anılmaktadır. Bu isim temelde dinsel bir temaya dayanır. Hıristiyan aleminde var olan bir inanışa göre; İsa çarmıha gerildiğinden bu yana bu çiçek boynunu büküp ağlıyormuş. O nedenle bunu kutsal sayıyorlar. Hıristiyanlar, bahçelerinde bu çiçeği bulundurmayı kutsal saydıkları için, bu çiçeğe büyük ilgi gösteriyorlar. >>>>Harita'ya Dön![]() BASKİL:Baskil ve yöresinde ilk tunç çağına ait yerleşim izlerine rastlanmıştır. Özelikle Fırat Havzası birçok kavimlerin iskanına sahne olmuş Hititler burada uzun süreli hakimiyet kurmuşlardır. Daha sonra asur ve Urartular Baskil yöresini ele geçirmişlerdir. Bir süre Anadolu Selçuklu Devleti'nin hakimiyeti sürdükten sonra 1514 yılında Yavuz'un doğu seferi sırasında Osmanlı hakimiyetine girmiştir. İlçe Cumhuriyete kadar Harput'a bağlı bir belde olarak yönetilmiştir.İlçe teşkilatı ilk olarak şimdiki bulunan yere 3 km. mesafedeki eski Baskil mahallesinde kurulmuştur. 1928 yılında ilçe Şefkat mahallesine taşınmış bir süre sonra, tekrar eski yerine nakledilmiştir. Devlet Demiryollarının yapılmasından sonra 1933 yılında ilçe bugünkü yerleşim yerine yerleşmiştir. İlçe birbirinden uzak 4 mahalleden meydana gelmiştir. Bu mahalleler Baskil, Nazaruşağı, Odabaşı ve Şefkattir. İlçeye bağlı 62 köy ve 203 mezra mevcuttur. Baskil ilçesi idare bakımından Elazığ iline bağlıdır. Doğusunda Elazığ, güneydoğusunda Sivrice ilçesi, batısında Karakaya Baraj gölü ve Malatya ili Arguvan İlçesi , Güneyinde Kale ve Doğan yol İlçeleri, Kuzeyinde Keban ilçesi ile çevrili olan Baskil düz bir arazi üzerine kurulmuş olup; tepe ve dağ yükseltileri ile çevrilmiştir. İlçenin yüzölçümü 1195 km2 rakımı 1240 m.'dir. Baskil gömük vadilerin yer aldığı bir plato sahasıdır. Doğuda Uluova ve Murat vadisi, batıda Fırat dirseği ile sarılan Baskil Dağları ile adeta ada gibi çevresindeki sahalardan ayrılmış, en yüksek yerler kuzey ve doğuda görülmektedir.
![]() İlçemizde son yıllarda eğitim-öğretim alanında gösterilen çalışmalar sonucu okuma yazma oranı % 99 dur.İlçede 35 birleştirilmiş sınıf, ikisi merkez üç köylerde olmak üzere beş İlköğretim Okulu ve bir Yatılı İlköğretim Bölge Okulu olmak üzere 41 ilköğretim okulu mevcuttur.Bir adet genel lise,bir adet Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu ve Öğretmen Evi Müdürlüğü bulunmaktadır.İlçede 122 derslikte 134 öğretmen görev yapmaktadır. İlçe genelinde ilköğretimde 1038 kız,1044 erkek olmak üzere 2082 öğrenci eğitim görmektedir.173 kız,109 erkek toplam 282 kişi ortaöğretimde eğitim görmekte olup, öğrenci sayısı 2364 dür.İlçede yurt ve pansiyon yoktur. Özel Baskil Motorlu taşıt Sürücü Kursu açılmış olup halen faaliyetini sürdürmektedir.2005-2006 yılında Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğünde, Bilgisayar (2),Bayan Kuaför (1),El Sanatı,Elektrik,Trikotaj (2),Giyim (8 biçki-dikiş),Makine Nakış (9),Halk Oyunları, Bağlama (3), Ağaç İşleri Bursluluk ve OKS,ÖSS.Anasınıfı,Ahşap Boyama,Kalorifer Ateşçiliği,Kilim Dokumacılık (9) toplam 32 kurs açılmış 491 kişi devam etmiştir. 1-Okul öncesi eğitimde programlardan yararlanan anne çocuk sayısı ( 0,6) yaş grubu : - 2-Okul öncesi eğitimde yararlanan çocuk oranı (36-72 ay grubu/Anaokul/Anasınıfı) : %4 3- İlköğretimde Okullaşma Oranı : % 99 4- Okur Yazarlık Oranı : % 99 >>>>Harita'ya Dön
KARAKOÇAN:Karakocan Cumhuriyet dönemi ilçelerindendir. 1936 yılında ilçe olmuştur. İlçenin en eski yerleşim merkezi, Osmanlı dönemindeki OHİ Bucağına bağlı Tepe köyüdür. Karakocan ve çevresindeki köylere yerleşen insanlar, komşuları Rumlar, Keldaniler, Süryaniler ve diğer guruplarla beraber yaşamışlardır. Daha önce idari yönden Palu'ya bağlı olan Karakoçan, 1936 yılında ilçe kapsamına alınmış, önceleri ilçenin kuzeyinde bulunan Karakoçan Köyü ilçe olarak düşünülmüş, ancak daha sonra Tepe köyü'nün coğrafi yönden daha uygun olduğu görülmüş ve 1936 yılında Karakoçan adıyla ilçe olmuştur.Karakoçan ilçesi, Elazığ ilinin kuzeydoğusunda yer alır. İl merkezine 100 km. uzaklıktadır. Doğusunda Bingöl ili, kuzeyinde aynı ilin Kiğı ve Yayladere ilçeleri, kuzeybatısında Tunceli ilinin Nazimiye ilçesi, batısında ise yine Tunceli ilinin Mazgirt ilçesi , güneyinde ise Elazığ ilinin Kovancılar ilçesi bulunmaktadır. Şekil olarak güneybatı-kuzeydoğu istikametine uzanmış oval bir dikdörtgen görünümdedir. İlçenin Çan ve Başyurt adında iki bucağı ile 87 köyü vardır. Yüzölçümü 1085 km2, ilçe merkezinin denizden yüksekliği 1090 m.dir. Genel olarak ilçe merkezi ile Başyurt bucağının arazi yapısı ova görünümünde, Çan bucağının yapısı ise engebeli ve dağlıktır. İlçenin doğusunda Kuruca Dağı (2372 m.) ve Kızıldağ (1538 m.), batısında Tor Dağı (1615 m.) ile Celo Dağı (1594 m.) yer almaktadır. İlçe nüfusunun toplamı 30.125 olup, bu nüfusun 12.182'si ilçe merkezinde 17.943'ü ise köylerinde yaşamaktadır. (1997 genel nüfus sayımı)
1.Dünya Savaşı sonrası Anadolu 'da kurulan Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerinden "Vilayet-i Şarkiyye Müdafa-i Hukuk Cemiyeti" nin Erzurum Şubesi, aslen Karakoçan'ın Keklik Köyü'nden olan Avukat Hüseyin Avni Ulaş Bey ve arkadaşları tarafından açılmıştır.O yıllarda Karakoçan'ın Çan Bölgesi Kiğı Kazası vasıtasıyla Erzurum'a bağlı idi.Karakoçan'ın yetiştirdiği Milli Mücadele kahramanı Hüseyin Avni Ulaş Bey son Osmanlı Mebusan Meclisi 'ne ve 1.TBBM 'ne Erzurum Mebusu (Milletvekili ) sıfatı ile katılmıştır. 1936-1937 yıllarında Türkiye 'deki yeni idari düzenleme ile Kiğı'nin Çan Nahiyesi ve Palu'nun Ohi ve Lahan Nahiyeleri birleştiriliyor, Karakoçan adı altında bir ilçe Elazığ İli'ne bağlanıyor. Karakoçan ismi aslında bugün de aynı adla anılan bir köyün adıdır.Ancak tespitlerimize göre dönemin bölge müfettişi Abdullah Paşa ilçe merkezi olarak düşünülen bu köyü bir bahar günü ziyaret etmiş, iklim şartları daha kötü, ulaşımı daha zor olan Karakoçan Köyü yerine her bakımdan daha uygun olan Ohi Bucağının Tepe Köyü 'nü merkez olarak seçmiştir.Böylece Karakoçan adı yeni ilçenin adı olarak kalmıştır. Başyurt, Merkez ve Çan Bucağı olarak teşkilatlanan yeni ilçe merkezi başlangıçta ufak bir köy görünümünde iken Altınoluk, Yeşilbelen, Sarıbaşak ,Başyurt ve diğer civar köylerden yerleşmeler ile gün geçtikçe gelişmiştir. Sonraki yıllarda Karakoçan Köylerinin yanı sıra Kiğı, Mazgirt, Nazimiye, Palu, Varto, Bingöl ve diğer komşu ilçelerden gelenler günümüz Karakoçan'ını oluşturmuşlardır.Harita'ya Dön
Elazığ iline bağlı bir ilçe olan Keban'ın hangi tarihte kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Yalnız çok eski bir yerleşim yeri olduğu Keban'ın tarihi Cenevizlilere hatta bazı rivayetlere göre de ilk çağlara kadar uzanmaktadır. Bir maden şehri olan Keban'da ilk çağlarda da maden arama ve üretimi gerçekleştirilmiş ve özellikle kurşun ile gümüş madeni işlenmiştir. Esas itibariyle Keban'ın X. yy'a ait bir yerleşim yeri olduğu ise Keban Baraj ve Hidroelektrik Santrali'nin yapımı nedeniyle gerçekleştirilen kazılar neticesinde ortaya çıkmıştır. Keban'ın kendisini çevresine duyurması, kendinden bahsettirmesi de Osmanlı İmparatorluğu dönemine rastlamaktadır. Ayrıca, Osmanlı Padişahı IV. Murat'ın Bağdat seferi sırasında ilçemize bağlı Denizli köyüne uğradığı ve bu köyde bir kervansaray yaptırdığı da bilinmektedir. Harput gibi tarihin çeşitli devrelerinde doğunun stratejik önemine haiz kale, şehrin çok yakınında olmasına rağmen, Keban 1700'lü yıllardan itibaren ekonomik yönden (simli kurşun madeni üretimi ve işletilmesi dolayısıyla) canlanmaya başlamış ve 18.yy dan, hatta 1934 yılına kadar eyalet merkezi olmuştur. 1926 yılında yapılan idari teşkilatlanma sonunda Keban ilçesine bağlı Arguvan Bucağı Malatya iline, Muşar Bucağı ilçe haline getirilmiştir ve böylece Keban'dan ayrılmışlardır. Bugün ilçeye bağlı 30 köy mevcut olup bucak yoktur. Keban ilçesi, doğudan Elazığ, batıdan Arapkir ilçesi, kuzeyden Ağın ilçesi, güneyden Baskil ilçesi ile çevrili olup, yüzölçümü 543 km2'dir.
İlçe merkezi doğudan batıya doğru uzanan Bezirgan Deresi Dağı, Naili Ziyaret Tepesi, Bendin Taşı ve Seftil dağları arasında sıkışmış bir vadi içerisindedir. Bu vadi 2,5 km. kadar uzanır ve meyve bahçeleriyle kaplıdır. İlçe merkezinin denizden yüksekliği 780 m.'dir. Tarihi Eserler-- Yusuf Ziya Paşa Külliyesi- Denizli Kervansarayı-- Ermeni Kilisesi.>>>>Harita'ya Dön KOVANCILAR:Elazığ'ın büyük bir hızla gelişmekte olan bu ilçesinin, bugün bulunduğu yeri 1934 yılından önce boş ve çorak bir araziden ibaretti . 1934 Romanya'dan 300 hanelik bir soydaş kafilesinin bu küçük köye iskan edilmesi planlanmış, 1935 yılında Devlet tarafından, mahalli tarzda evler yapılarak bu göçmen kafilesi buraya yerleştirilmiştir. ![]() Buraya yerleştirilen göçmen kafilesi için 1934 yılında, Bulgaristan'ın Silistre vilayetinin Tutrakan ilçesi Kovancılar Köyünden Anavatan'a göç kararı alındı. At arabaları ile Romanya'nın Köstence limanına gelinerek, oradan devlet kanalı ile deniz yolundan İstanbul'a gelen Balkan Türkleri oradan da demiryolu ile Elazığ'a geldiler. Valilikçe bugünkü Kovancılar Ovası'na getirilen göçmen halk gruplar halinde çevre köylere misafir olarak dağıtıldı. 1935 Yılında zamanın valisi Tevfik GÜR tarafından Kovancıların temeli atıldı.br> Türk vatandaşlığına geçirilen Balkan Türkleri, çevre köyler halkının desteği ile Kovancılar Ovası'nın batı kısmında yapılan 280 haneli evlere yerleştirildiler. Bu dönemde Çakırkaş ve Şenova köylerine de aynı bölgeden gelen Türkler yerleştirildi. Buraya yerleşen göçmenler Romanya'daki Köylerinin ismini bu köye ad olarak vermişlerdir. Böylece bu yeni yerleşim yerinin adı Kovancılar olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk planlı köyü olan bu yerleşme yeri doğuya giden transit bir yol üzerinde olması sebebiyle hızla gelişmiştir. Kovancılarda 1967 yılında belediye teşkilatı kurulmuştur. Kısa bir sürede büyüyen yerleşim yeri 3352 sayılı kanunla Elazığ'a bağlı 8. İlçe olmuştu.>>>>Harita'ya Dön PALU:Palu'nun tarihi milattan önceki yıllara dayanır. Bu sebeple bölgemizde çok sayıda kavim yaşamış,bu kavimler çeşitli devlet ve uygarlıklar kurarak hüküm sürmüşler ve iz bırakmışlardır, bölgenin bilinen en eski kavimleri HURRİLER, HÎTİTLER ve URARTULARDIR Özellikle merkezi tuşba (Bugünkü Van ) şehri olan URARTULAR bölgede uzun süre hüküm sürmüşlerdir. Palu Kalesinde URARTU Kralı MENUA’ya ait taş kitabe vardı. Bu kitabeden Palu"ya ŞEBETERİA, Harput çevresinde ŞURANI adı verildiği öğrenilmektedir. ![]() Urartulardan sonra bölgede hakim olan SOPHONE Krallığına ait ARSAMOSATA şehrinin kalıntıları İlçemiz Palu daha sonra sırasıyla ROMA, BİZANS, ARAP ve tekrar BİZANS egemenlikleri altında kalmıştır. 1071 Malazgirt zaferiyle birlikte bölgeye gelen çeşitli Türk boylarının yerleşmesi sonucu İlçemiz Selçuklu hakimiyetine girerek Türkleşmiştir. ![]() Selçuklu devletinin yıkılmasından sonra Anadolu Selçuklu Devleti hükümranlığı içinde gördüğümüz PALU daha sonra Osmanlı hakimiyeti altına girmiş ve bu dönemde Kuzey-Güney hattı üzerinde önemli bir ticaret merkezi haline gelmiştir. Palu Cumhuriyetin ilanına kadar Diyarbakır İline bağlı Ergani-Maden Sancağının bir Levası (İlçesi) olarak idari taksimatta yer almıştır.İlçemiz nüfusu 22 EKİM 2000 günü Ülke genelinde yapılan genel nüfus sayım sonuçlarına göre; ilçe merkezi nüfusu 10.103 Beyhan Beldesi merkez nüfusu ; 2.904 Baltası Beldesi nüfusu ; 1.962 ve köyler nüfusu ; 10.581 olmak üzere toplam İlçe nüfusu : 25.550 kişiden oluşmaktadır. İlçemizin genel nüfus istatistiği (İlçemiz nüfusunda kaydı mevcut olup İlçemiz dışında oturanlar dahil) nüfus bilgileri ise ; Kadın : 37.170 Erkek: 36.709 olup toplam : 73.879 "dır.>>>>Harita'ya Dön
![]() Maden ilçesinin tarihi M.Ö. 2000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Aslında bakır cevherinin tarihi ile başlar demek daha yerinde olur. Maden ilçesinde bakır yatakları Milattan 2000 yıl önce Asuriler tarafından bulunmuştur . Ancak İngiliz ilim adamları "Tarring L.H. ve H.C. Cordero", "in A. Metal Merchant's Of fice" adlı eserlerinde insanoğlunun bakırı ilk kez M.Ö. 7000-8000 yılları arasında Fırat ve Dicle vadileri arasında bulduğunu yazıyorlar. Fırat ve Dicle vadileri arasında bakır, Maden ilçesinden başka hiçbir yerde bulunmamış ve işletilmemiştir. Buradaki cevher ilk kez Romalılar tarafından işlenmiştir. Sonra 12. asrın başlarında Araplar, daha sonra da Osmanlılar tarafından işlendiği görülmektediEn eski cüruf kalıntılarından anlaşıldığına göre Rumlar önce "Demir Takke" adı verilen bölgedeki cevheri işlemişlerdir. Bu bölgedeki oksitli cevherden önce altın ve gümüş elde etmişlerdir. Sonra da bakır oranı oldukça yüksek olan (%25- %34) asıl cevheri bulup bakır üretmişlerdir. İlk galeriler cevherin yeryüzüne çok yakın bulunduğu "Arpameydanı" mevkisinde açılmıştır. Bu mevkide sonradan Arpameydanı Mahallesi kurulmuştur. 1960 yılından sonra mahallenin altında bulunan cevheri çıkarmak için evler istimlak olmuş yöre sakinleri dağılmış bugün tamamen işletme sahası içine girmiştir. Kurtuluş savaşından sonra 29 Ekim 1923 tarihinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bütün yurtta toplumsal, hukuki ve ekonomik atılımlara girişmiştir. Bu arada Maden İlçesi, sahip olduğu zengin bakır yataklarıyla o günkü hükümetlerin dikkatini çekmiş ve madenden ülke ekonomisinin faydalanması için süratle yatırım faaliyetlerine başlanmıştır.Maden İlçesi, Doğu Anadolu Bölgesinde, Güneydoğu Torosların eteğinde, Yukarı Fırat bölümünde, Dicle nehri kenarına kurulmuştur. ![]() SİVRİCE:1071'den sonra Harput'a hakim olan Çubukoğulları ve Artukoğulları bu bölgeyi de hakimiyetleri altına almışlardır. Beylikler döneminde Anadolu Selçuklu birliğini kuran Alaattin Keykubad, burasını da Selçuklu topraklarına katmıştır. (1234) Daha sonra 1243 yılında bölge İlhanlılar'ın kontrolüne geçmiş, fetret devrinde Dulkadiroğluları'nın sınırları içinde kalmıştır. 1366'da Memlüklüler'in, 1507'den sonra Safaviler'in elinde kalan Sivrice, 1514 Çaldıran zaferiyle tam olarak Osmanlı İmparatorluğu'na katılmıştır. Osmanlı döneminde önemli bulunmayan bu ilçenin, ancak Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan 13 yıl sonra, yani 1936 yılında Elazığ'a bağlı ilçe teşkilatı olduğu bilinmektedir.
1933'den 1940'a kadar yurt dışından gelen Romanya, Yugoslavya ve Rusya göçmenlerinin içinden 92 aile bugünkü Sivrice'ye yerleştirilerek yeni bir köy oluşturulmuştur. 1936 yılında ilçe geçici olarak Hoh'da kurulmuş, daha sonra şimdiki Sivrice'ye nakledilmiştir. Sivrice ilçesinin doğusunda Maden İlçesi, batısında Baskil İlçesi, güneybatısında Doğanyolu İlçesi, güneydoğusunda Çüngüş İlçesi, kuzeyinde Elazığ Merkez ilçesi ile çevrilidir. Karakaya Gölü barajı Sivrice İlçesi ile Malatya İli Doğanyolu İlçesi arasında sınır teşkil etmektedir. Ayrıca ilçenin güneydoğusunda 2347 metre yükseklikteki Hazarbaba Dağı ile 2171 metre yükseklikteki Karaoğlan dağı bulunmaktadır. İlçe merkezinin rakımı 1266 metredir. Sivrice İlçesi, turizm sezonunda çevredeki il merkezlerinden daha serindir. Bu özelliği ile de çevre halkını cezbeden gölün, yaz ayları ortalama sıcaklığı 24 santigrat derecedir. Ayrıca ulaşım kolaylığı ve az da olsa Orman işletme müdürlüğünün oluşturmaya çalıştığı korulukların varlığı, buranın turizm bakımından önem kazanmasına neden olmuştur.>>>>Harita'ya Dön |
||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|